Nesine Kaç TL Kesiyor? Bir Anın Hikayesi
Bir Sabah, Bir Karar
Kayseri’de sabahın ilk ışıkları penceremden süzüldüğünde, havada hâlâ serin bir rüzgar vardı. Sabahları genellikle uyandığımda yapacak bir sürü şey düşünsem de, bugün farklıydı. İçimde biraz heyecan, biraz da belirsizlik vardı. Bugün hayatımda bir şeylerin değişmesi gerektiğini hissediyordum. Çünkü yine, o eski soruyu sorarak, kendimi bir başka şansa daha hazırlıyordum: “Nesine kaç TL kesiyor?”
Son birkaç gündür, aklımda hep bu soru dönüp duruyordu. Bahsettiğim şey, tabii ki Nesine.com üzerinden oynadığım kuponlarımın ödülünü alabilmek için, belirli oranlarda yapılan kesintilerdi. Hemen her seferinde bu konuyu kafamda tartışmış, ama bir türlü çözüm bulamamıştım. “Keşke daha fazla kazansam, keşke biraz daha şansım olsa” diye düşünmekten kendimi alıkoyamıyordum. Ama bir yandan da, her zaman hayatımın bir oyun olmadığını, bazen işlerin olması gerektiği gibi yürüdüğünü unutmamalıydım.
Kayseri’den Ufak Bir Kırılma Anı
Geçen hafta, bir akşamüstü, kafamda dönüp duran bu soruyla Nesine hesabıma girdim. Kredi kartım, ekranda gösterilen ödeme talimatını hazır bekliyordu. Bir yandan, kumarın yaşamımda ne kadar yer kapladığını sorguluyordum; diğer yandan ise bu sefer şansımın yanında olduğunu düşünüyordum. “Bu sefer tutarsa, ne güzel olur” diyerek, birkaç dakika içinde birkaç tane maç seçtim.
O an ne kadar heyecanlandığımı anlatamam. Kayseri’nin o sakin havasında, kafamın içinde fırtınalar kopuyordu. Kendi kendime şunları söylüyordum: “Bir anlık heyecan, belki de yıllarca sürecek huzursuzlukları unutturmaya yeter mi? Bu kadar basit mi gerçekten?”
Ve işte o an, “Ne kadar kesiliyor?” sorusu aklıma geldi. Bütün bu kadar heyecanlı bir şekilde oynarken, kazanırsam ne kadar alırım, kaybedersem ne kadar kaybederim? Bütün hesaplarımı, hayalimi, geleceğimi inşa etmeye çalıştığım bir anda, kendimi o kadar küçük hissettim ki. “Nesine kaç TL kesiyor?” sorusu, aslında bu kadar basit bir şeydi: Beni, kısacık bir oyunla, gerçek dünyadan ne kadar koparıyordu? Her şey, o kadar da kolay değildi.
Kazanmak İstediğim Anlar ve Duygularım
Bir süre sonra, o an geldi ve kuponumda tüm maçlar tutmuştu. Ellerim titriyordu. Beklediğimden çok daha fazlasını kazandım, ama içimde yine bir boşluk vardı. Yalnızca bu kadar mı? Bir kupon, bu kadar mı mutluluk getirebilirdi? Sanki hayatımda bir şeylerin eksik olduğunu hissediyordum. Kayseri’nin o soğuk sabahlarından birinde, hesaplama yaparken fark ettim: Her kazanç, hayatımda başka bir kaybı da getiriyordu.
Ve işte, Nesine’nin kestiği miktar benim gözümde, küçük bir parantez gibi duruyordu. Çünkü hiçbir kazanç, mutluluğumun kaynağı olamazdı. Sonunda kazandım, ama kazandıkça daha fazlasını istedim. Sonunda o kadar kaybettim ki, kazancım bana sadece başka bir hayal kırıklığı gibi geldi.
Hayal Kırıklığına Karşı Umut
Ve bir sabah, kendimi düşüncelere dalarken buldum. “Gerçekten ne kadar önemli ki bu paralar?” Kendimi hatırlattım, kaybettiğim paralarla yaşamımı çözemem. Belki kazandım ama; kazancın yanında kaybettiğim umutlarım var. Ama umut, asıl kazancım.
Bu yazının başında, sabahın ilk ışıklarında hissettiğim belirsizlik şimdi daha da belirgindi. “Nesine kaç TL kesiyor?” sorusu sadece bir matematiksel hesaplama olmamalıydı. Kendi içimdeki duyguları çözmek, o kadar daha önemliydi. Bu kadar basit bir mesele, aslında bir oyun oynamaktan çok daha fazlasıydı. Ve belki de kaybettiğimiz her şey, kazanılacak bir şeyin yolunu açıyordu.
Sonuç Olarak
Kendi kendime karar verdim: Sonraki kuponumda, sadece kazancım değil, duygularım da daha fazla yer bulmalı. Nesine’in kesintisi, sadece bir rakam olarak kalmalı. Çünkü ben, gerçek mutluluğumu şansa değil, kendi içsel denge ve huzurumla bulmalıyım. Bunu anlamak, kaybedilen paradan çok daha değerli bir şeydi.
İşte o an fark ettim ki, hayatı bu kadar paraya indirgemenin anlamı yoktu. Kendi mutluluğum, hiçbir kuponda yazılı olamazdı.