Vasat Ortalama Demek Mi? Herkesin Başına Gelen O “İkisi Arası” Durum
Bir sabah, klasik İzmirli genç sabah uykusundan uyanmış, kahvemi yudumlarken WhatsApp’ıma göz atıyorum. Arkadaşım Çağıl, bir “film önerisi” linki gönderiyor ve altına yazmış: “Bu aralar izlediğim en vasat film, ama yine de orta halli.” Evet, vasat… Herkesin sıkça kullandığı, ama ne olduğunu tam olarak bilmediği o kelime. Benim aklımda bir soru belirmeye başlıyor: Vasat ortalama demek mi? Yani, biri bana “vasat” dediğinde, aslında “ortalama” mı diyor? Gerçekten de bu kadar karmaşık bir mesele mi? Gelin, bu yazıda bu kelimenin peşine düşelim ve İzmirli kafamızla bu kadar “ikisi arası” olan bir terimi, sonuna kadar irdeleyelim!
Vasat ve Ortalama Arasındaki Farklar: Aynı Şey Mi?
Hadi gelin, önce temelleri kuralım. Vasat kelimesi, Türkçeye aslında biraz karışık girmiş gibi görünüyor. Birçok kişi, “vasat” kelimesinin ortalama ile aynı anlama geldiğini düşünüyor. Ama işin aslı öyle değil. Yani, vasat demek, her zaman ortalama demek değil!
Vasat, aslında bir şeyin beklentileri karşılamayan, o kadar da kötü olmayan ama aynı zamanda iyi de olmayan bir durumu ifade ediyor. Yani tam bir “ortada kalmışlık” hali. Bu, hayatın bazı anlarında “yaşadığımız” ama tam olarak tanımlayamadığımız bir durum. Mesela, dün akşamki yediğiniz pizza olabilir. Yani, o pizzayı yerken ne çok kötüydü, ne de harikaydı. Yediğinizde “eh işte” dediniz, değil mi? O pizza tam olarak vasattı.
Şimdi, ortalama ile vasat arasındaki farkı anlamaya çalışalım: Ortalama, genellikle bir şeyin “genel” düzeyini ifade eder. Mesela, bir sınıftaki öğrencilerin notları, ortalama hesaplanarak bir başarı durumu çıkarılabilir. Ama “vasat” dediğinizde, o şeyin ortalama olmasının ötesinde, bir şekilde tatmin etmeyen ve sizi “şu an ne oluyor?” dedirten bir durumu ifade etmiş oluyorsunuz.
İç sesim: Tamam, anladık da, ben her şeydeki ‘ortalamayı’ bir türlü kabullenemiyorum. Hadi bakalım, bu vasat meselesini biraz daha açalım!
Vasat Ortada Kalmışlık mı, Yoksa “Eh İşte” Olma Durumu mu?
Beni tanıyanlar bilir, her şey üzerine fazla düşünüyorum. Bu yazıyı yazarken de bir şekilde kendimi “vasat” bir durumda hissettim, ama bunu kabul etmek zor. Yani, ortalama demekle, vasat demek arasında bir fark yokmuş gibi düşündüm bir süre. Ama bakın, burada bir ayrım yapmamız lazım:
1. Vasat: Bir şeyin beklentileri karşılamaması, ortalamanın biraz altında bir düzeyde olması. Yani kötü değil ama kötüye doğru gidiş var.
2. Ortalama: Bir şeyin genel, normal seviyeye sahip olması. Yani çok iyi değil ama aynı zamanda çok kötü de değil.
Bunu şöyle bir örnekle açalım. Diyelim ki bir film izledik, ve ben genellikle “her şeye” fazla anlam yüklerim. Film ortalamada başlamış, ama sonradan o kadar vasatlaşmış ki, “eh işte” dedikten sonra bir yarım saat boyunca salonda tavanı izlemek zorunda kaldım. Burada film, vasat ve ortalama arasında sıkışmış bir yerlerdeydi. Yani, “ortalama” dediklerimiz aslında “vasat” da olabilir. Ortalama durumları genellikle kişisel görüşe göre değişse de, vasat olan her şeyin ortalama olamayabileceği bir gerçek.
Arkadaşım: “Ya sen ne diyorsun? Ben filmi izlerken ‘vasat’ dediğimde hemen kötü demek istemiyorum. Ama belki biraz tatmin edici değildi!”
Ben: “Evet, işte tam olarak bu! Tatmin edici olmayan şey aslında vasattır. Her şeyin ortalaması vasat olabilir, ama vasat olan her şey ortalama değildir.”
Arkadaşım: “Valla ben vasat film izlerken biraz eğleniyorum da, belki ortalama demek daha doğru olur.”
Ben: “Ha ha! İyi dedin! Bu kadar kafa karıştırmaya gerek yok aslında.”
“Vasat”la Barış, “Ortalama”yla Dost Ol
Bir insanın “vasat” kelimesini ne zaman kullandığı önemli. Yani, bazı durumlar var ki, bu kelime gerçekten kullanılmalı. Mesela, geçen gün arkadaşımla “İzmir’de iyi bir kafe öner” dedik. Ben de bir yer önerdim ve ne yazık ki, beklediğim gibi çıkmadı. Kahve “vasattı”, tatlılar “orta halli”ydi, ama hiçbiri “çok kötü” değildi. Tam olarak vasat bir deneyimdi. Kafede geçirdiğimiz zaman, ortalama bir kafe deneyimi gibiydi ama “vasat” kelimesi de burada devreye girdi. Bu yüzden, bazen kendinizi “vasat” hissediyorsanız, o zaman her şeyin ortalama olmasına da izin vermek lazım.
İç sesim: “Daha önce de hep bu tür durumlar oldu… Vasat filmler, ortalama tatlar, ‘eh işte’ dediklerim… Ama acaba ‘vasat’ olduğunda kötü mü hissediyoruz?”
İzmirli olmak da demek ki bir yandan buna kafa yormak demek. Sonuçta hayatın vasat ve ortalama halleri var. Bu iki kelimeyi kullanarak aslında insanın iç dünyasındaki tatminsizlikleri, beklentilerin peşinden sürüklendiği duygusal yolları çok rahat çözebiliriz. Bu yazı, belki biraz “vasat” oldu ama her şeyin ortalaması her zaman kabul edilebilir!
Sonuç: Vasat, Ortalama ve Biraz da Mizah
Sonuç olarak, “Vasat ortalama demek mi?” sorusunun cevabı aslında hem evet, hem hayır. Vasat, bazen ortalama olabilir, ama bir şeyin vasat olması, her zaman onu sıradan ve ortalama hale getirmez. Gerçekten bir şeyin ortalama olup olmadığı, kişisel algıya ve beklentilere göre değişir. Yani, biz İzmirli olarak, bazen her şeye vasat demekle kalmaz, onun hakkında daha fazla düşünür, sorgular ve mizahi bir dille analiz ederiz.
Belki de hayatta, vasatın da bir yeri vardır. Kötü hissetmek yerine, bir şeylerin vasat olmasını kabul edebilmek, bazen işin rahatlatıcı tarafı olabilir. Ama her şeyde olduğu gibi, vasatlık da bir noktadan sonra “eh işte” dedirtebilir.
Kısacası, bu yazı da vasat oldu mu, diye sorarsanız, cevabım kesinlikle: “Evet, belki biraz!”